Yusuf

'Sizin Yazdıklarınız' forumunda Enes tarafından 9 Eyl 2017 tarihinde açılan konu

  1. Enes

    Enes Gayretli Üye Üye

    Bu deneme-öyküyü ne kadar yazabilirim merakı ile yazmaya başlamıştım. Biraz da ilerledi ama bir yerde tıkandı girişini sizlerle paylaşmak istedim devamını daha sonra getireceğim inşallah.
    - Neredeyim ben?

    Kafamı kurcalayan tek soru bu muydu? Neredeyim, kimim, yaşıyor muyum yoksa ölü müyüm, hangi alemdeyim, bu zifir karanlık, bu uçsuz bucaksız boşluk gerçek mi yoksa rüya mı? Ben diye bir varlık var mı? (bunları şimdi düşünüyorum daha çok o zaman ne düşündüm bilmiyorum) Hem uçsuz bucaksız boşluk derken neyi düşündüm ki? Devasa bir boşluğun içindeki zerre miyim yoksa zerrelerin devleştiği bir boşluk muyum? Bu soruların bir muhatabı da yok üstelik, ben bile muhatabı değilim bunların!

    Size hikayemi anlatayım ey kafamdaki boşluğa hücum eden zerreler, ey zerremi savurmaya çalışan derin boşluk...

    Kaç yılında oldu bilmiyorum Veli efendim bir kuyuda bulmuş beni. Veli efendim, şeyhim, mürşidim, kurtarıcım her şeyim. Bulunur bulunmaz adım belliymiş zaten; Yusuf! Yusuf olduğum için mi kuyudaydım yooksa kuyuya atılınca mı Yusuf oldum bilmiyorum. Benden önce kuyudan çıkarılan Yusuf'u iyi tanırım eğer onun gibi olacaksa haberler iyi demektir. Önce köle olacaktım sonra da sultan. Gerisi mühim değil, ikisinin arasında yaşayacaklarımın da bir önemi yok. Zindana mı düşeceğim? rüya görmem için zindana düşeceksen düşerim! Hem ne kadar çok olmuştur bir rüya görmeyeli kim bilir, ben bile bilmiyorum.

    Bayılmam lazım, dayanamıyorum.

    ...

    Gözlerimi yeniden açtığımda hala aynı karanlıktaydım. Gözlerimi açtım derken lafın gelişi söylüyorum benim gözlerim var mıydı ki? Devasa bir karanlığın içinde en ufak bir ışık huzmesi olmadıktan sonra nereden bilebilirim gözlerimin olup olmadığını? Varlığımdan bile şüpheliyken üstelik. Yine aynı karanlık, aynı boşluk ve soğuk... Evet soğuk demek üşüyordum ve bu da varlığıma bir delil olabilir.

    ...
     
    Cenan bunu beğendi.