Minel AŞK

'Şiir Antolojisi' forumunda ummuhan tarafından 17 Eyl 2016 tarihinde açılan konu

  1. ummuhan

    ummuhan Gayretli Üye Üye

    Leyla isteyen,mecnun olmalı
    Kendinden de,dünyasından da geçmeli
    Aşıklar sofrasına davet edildiginde
    Ben körüm,ben tokum diyebilmeli

    Ömer Hayyam
     
    Cenan bunu beğendi.
  2. ummuhan

    ummuhan Gayretli Üye Üye

    HİÇ

    Alemin küfre göre hem başı hem sonu hiç
    İki hiç arasında varlık olur mu ki hiç?

    Necip Fazıl Kısakürek
     
    Cenan bunu beğendi.
  3. ummuhan

    ummuhan Gayretli Üye Üye

    Dilin kiymetini “ ârif ” olandan,
    Gözün kıymetini “ âm⠔ olandan,
    Sözün kıymetini “ lâl ” olandan,
    Ekmeğin kıymetini “ aç ” olandan,
    Aşk’ın kıymetini “ hiç ” olandan öğren !

    (Şems-i Tebrizi)
     
    Cenan bunu beğendi.
  4. ummuhan

    ummuhan Gayretli Üye Üye

    Ben herşeyi bilecegimi bilirdim de
    Seni unutmasını bilecegimi
    Bilmezdim

    Söyledim de iyi mi oldu.
    ö.asaf.
     
  5. ummuhan

    ummuhan Gayretli Üye Üye

    Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bal olmuş sana
    Mey süzülmüş şişeden ruhsar-ı âl olmuş sana


    Bûy-i gül taktir olunmuş nâzın işlenmiş ucu
    Biri olmuş hoy birisi dest-mâl olmuş sana


    Nedim
     
    Cenan bunu beğendi.
  6. ummuhan

    ummuhan Gayretli Üye Üye


    1. Öyle çaresizim ki Rabbim, çarelere ermiyor aklım...

      Öyle çaresizim ki Rabbim, çarelere ermiyor aklım...
      Bir yüzüm solgunken, isyankar öbür yanım...
      Öğütleri ...masal gibi dinliyorum...
      Nasihatler ninni misali geliyor, başımı sallıyorum..

      Sanki anlamış gibi...

      Beni takipte ızdırap..

      Peşimden gelir kabuslar...
      Kimsem yokmuş şu dünyada senden başka!..
      Merhametine uzatıyorum ellerimi...
      Senin rahmetinle yıkamak istiyorum kirli tövbelerimi...

      Dizginle çılgınlıklarımı... affet günahlarımı..
      Ey affetmeyi seven Rabbim, sil göz yaşlarımı..
      Sen teselli et beni, serinlik sun şu bağrıma...
      Vardır bunda da bir hayır..

      Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana!..
      Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi,
      ömrüme ışık olsun, sıkıntı anlarımda ettiğim dualar..
      Hüzünlerde olgunlaştır beni..
      Cahilim çok cahilim..

      Sen yolum ol! Sen sonum ol!
      Sen tut elimden, sana giden yollarda nurum ol!
      Dağlar kadar günahlarıma, bir avuç tövbe kırıntısı getirdim...
      Sen derman ol şu volkanlarıma...

      Sensiz bir yürek ne kadar boş!..
      Affeyle Ya Rabbel alemin...


      Amin....
     
    Cenan ve Rosasepia bunu beğendi.
  7. ummuhan

    ummuhan Gayretli Üye Üye

    Bir Kez Gönül Yıktın İse

    Bir kez gönül yıktın ise
    Bu kıldığın namaz değil
    Yetmiş iki millet dahi
    Elin yüzün yumaz değil

    Bir gönülü yaptın ise
    Er eteğin tuttun ise
    Bir kez hayır ettin ise
    Binde bir ise az değil

    Yol odur ki doğru vara
    Göz odur ki Hak'kı göre
    Er odur alçakta dura
    Yüceden bakan göz değil

    Erden sana nazar ola
    İçin dışın pür nur ola
    Beli kurtulmuştan ola
    Şol kişi kim gammaz değil

    Yunus bu sözleri çatar
    Sanki balı yağa katar
    Halka matahların satar
    Yükü gevherdir tuz değil

    Yunus Emre
     
    Cenan bunu beğendi.
  8. ummuhan

    ummuhan Gayretli Üye Üye

    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    Dost dost diye nice nicesine sarıldım
    Benim sadık yarim kara topraktır
    Beyhude dolandım boşa yoruldum
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır
    Nice güzellere bağlandım kaldım bağlandım kaldım
    Ne bir vefa gördüm ne faydalandım
    Her türlü isteğimi topraktan aldım
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır
    Koyun verdi kuzu verdi süt verdi verdi süt verdi
    Yemek verdi ekmek verdi et verdi
    Kazma ile döğme döğmeyince kıt verdi
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır
    Ademden bu deme neslim getirdi neslim getirdi
    Bana türlü türlü meyva getirdi
    Hergün beni tepe tepesinde götürdü
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır
    Karnın yardım kazma ile belinen ey yar belinen
    Yüzün yırttım tırnağınan elinen
    Yine beni karşıladı gülünen
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır
    İşkence yaptıkca bana gülerdi bana gülerdi
    Bunda yalan yoktur bütün herkeste gördü
    Bir çekirdek verdi dört bostan verdi
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır
    Havaya bakarsam hava alırım hava alırım
    Toprağa bakarsam dua alırım
    Topraktan ayrılırsam ey yar nerde kalırım
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır
    Dileğin varsa ey yar iste Allahtan iste Allahtan
    Alman için olsa gitme topraktan
    Cömertlik toprağın ey yar verilmiş haktan
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır
    Hakikat ararsan açık bir nokta açık bir nokta
    Allah kula yakın oda Allahtan
    Hakkın gizli hazi hazinesi topraktan
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır
    Bütün kusurları toprak gizliyor toprak gizliyor
    Merhem çalıp yaraları düzlüyor
    Kolun açmış yola yollarını gözlüyor
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır
    Her kimki olursa bu sırra mashar bu sırra mashar
    Dünyaya bırakıp ölmez bir eser
    Dünyali veyseli bağrına basar
    Benim sadık yarim kara topraktır kara topraktır


    Aşık Veysel
     
    Cenan bunu beğendi.
  9. ummuhan

    ummuhan Gayretli Üye Üye

    ÖLÜM RİSALESİ

    Damla damla oluşuyor hayat
    Ölüm kımıl kımıl
    Duymak kolay
    Anlatmak değil

    Her an
    Farkındayım
    Az az öldüğümün

    Bilincindeyim doğan ayın
    Eriyen karın akan suyun
    Ve usul usul tükenen zamanın

    Tekrarlayıp duruyor saat
    Vakit te mahluktur
    Vakit te mahluktur

    İşliyor kalbim
    Eskiyor saçlarım
    Ve gözlerimin en ince hücreleri

    Okuyorum hayatı
    Toprağın üstünden çok
    Altındakilerle var olduğunu

    Toprak
    Ölüme aç
    Ölüme muhtaç
    Hayat

    Ölüm muhakkak
    Ve ölüm mutlak
    Tek kapısıdır ölümsüzlüğün

    Ölümle tanıştıktan sonra anladım
    Sadece bir kimlik belgesi olduğunu yaşamanın

    Kesitler

    Mahlukta devinen
    Gürül gürül bir ırmaktır ölüm

    Babalar ölür
    Dolaşır eli ölümün
    Saçlarında anaların oğulların

    Analar ölür
    Kök salar hasret yüreklere
    'Bir evlat pir olsa da'
    O zaman anlar ancak neymiş öksüzlük

    Oğullar ölür
    Bir kafes olur ölüm
    Ana kalbi bir kuştur
    Azad kabul etmez

    Sevgililer ölür
    Bir hicret olur ölüm
    Bir sıla

    Mesela arkadaşlar
    Arkadaşlıklar vardır okullarda
    Bakarsın biri gelmez bir gün
    Ve artık hiç gelmeyecektir
    Simsiyah bir gölge düşmüştür adeta
    Bahçeye koridorlara sınıflara
    Bir fısıltı dolaşır dudaklarda
    Kimi kirpikleri ıslak
    Çökmüş bahçenin tenha bir yerine
    Elinde bir çöp resmini çizer toprağa
    Anıların
    Kimileri öbek öbek toplanıp
    Çaresizliği dile getirirler anlamsız sözcüklerle
    -Nasıl olur daha dün beraberdik
    -Salıncakta İki Kişi'yi izlemiştik daha dün nasıl olur
    -Geçen pazar kırlarda dolaşmıştık
    ''Göçmen kuşlar yerli kuşlardan daha mutlu olmalılar
    Hayatı dolu dolu yaşıyorlar'' demişti unutamıyorum

    Sonra bir mezarlıkta Bir çukurun başında
    Bir kapının ağzında
    Herkez susar
    Konuşur ölüm

    Ve sürer hayat.

    Bazan bir tekerlek altında
    Ansızın gelir ölüm
    Apansız biter sınav
    Bir elektrik kesilmesi gibi
    Kesilir tulu emel

    Bazan ölüm vardır
    Ölümden önce gelir
    Mesela bir hapishanede bir hücrede yaşanır
    Sorular hep yanıtsız kalır orada
    Sadece konuşan rüyalardır
    Yahut hayaller suskun duvarlarda
    Gözler kabul eder parmaklar kabul eder
    Ama beyin hep umuttan yanadır

    Bazan akan bir film şeridinin
    Tek kare donan bir fotoğrafı gibidir
    Ölüm
    Karşıda bir manga asker
    Gözler namluların karanlık ağızlarını görmez de
    Takılıp kalır masmavi gökyüzünde
    Asılıp kalmış bembeyaz bir buluta

    Ölümden uzak ölümler vardır
    Gazete ilanlarında rastlanılan
    Dünyaya bağlılığın zavallı
    Ve muannit
    Bir belgesidir
    Daha çok kalanlara ait.

    Bir de bir örümcek ağının ortasına düşmüş
    Bir sineğin titrek bacaklarında seyretmiştim ölümü

    Ölümler vardır:
    Can kuş gibi uçar gider
    Bir martının süzülüp
    Kaybolması gibi maviliklerde

    Bir Portre

    Engin sakin berrak bir denize
    Uçsuz bir kumsaldan ağır ağır
    Nasıl yürürse insan
    Sokrates öyle yürüdü ölüme

    Tilmizleri ağlaşırken
    O vasiyet ediyordu:
    -Asklepyos'a bir horoz borçluyuz
    Unutmayınız.

    Ne tuhafsınız dostlar
    Güçsüz kadınlar gibi ağlaşmak niye
    Yükselmek varken ölümsüzlüğe

    İnancına sahip olmak
    İnsan olmanın şartı
    Kölelikler içinde en onulmaz kölelik
    Hayatın ölümcül yanına
    Takılıp kalmak değil mi?

    İlkin ayaklarında duydu Sokrates
    Zehirin soğukluğunu
    Ve yavaş yavaş ölüm
    Yükseldi göğsüne çenesine

    Dudaklarında donan son bir tebessümle
    Bir işaret taşı da böylece
    Sokrates dikmiş oldu ölüme

    Ölümün Sesi

    Ölümden bir işaret var her şeyde
    Ölümün sesini duyuyorum şarkılarda türkülerde:
    -Kışlanın önünde redif sesi var
    Namluların ucunda ölümün sesi!

    -Bir ay doğdu geceden oy oy
    Karanlığın ağzında ölümün sesi!

    -Erzurum dağları kan ile boran
    Vadilerin koynunda ölümün sesi

    -Ezo gelin durmuş bakar yollara
    Umudun ardında ölümün sesi!

    -Bir ihtimal daha var
    Umuddan da öte ölümün sesi!

    Kendi Ölümüme Ait Bir Deneme

    Bir gün öleceğim biliyorum
    Bunu her an ölür gibi biliyorum

    Anamın yüreğinde bir kor
    Ölene dek sönmeyecek bir ateş
    Kımıldanıp duracak hep

    Karım bomboş bulacak dünyayı
    -N'olurdu birlikte ölseydik, deyip duracak
    Oysa insan yalnız ölür
    Ama o olmayacak dualarla teselli arayacak

    Kızlarımın gırtlaklarında bir düğüm
    Bir süre kaçacaklar insanlardan
    Boşluğa düşmüş gibi bir duygu içlerinde
    Sonunda onlar da kabullenecekler öylesine

    Ölümüme en çabuk dostlarım alışacaklar
    -Yaşayıp gidiyorduk yahu
    Ne vardı acele edecek!
    Diyecekler

    Biliyorum yaklaşıyoruz her an
    Biliyorum oruçlu doğar insan
    Ölümün iftar sofrasına

    Son Söz

    Ve zaman döne döne
    Gelmişti başlangıç noktasına
    İlk yaratılış düğümüne

    Mahlukatın var olduğu
    Yüzüsuyu hürmetine
    Evrenin Efendisinin
    Kavuşmak vakti gelmişti sevgilisine.

    Hayatın menbaı
    Merhametin son durağı
    Madeni, muhabbet ocağının
    Ateşler içindeydi
    Yatağında.
    İltica etmişti sanki Kainat
    Kutsal tenine
    Hayata şafak olan alnında
    Ter taneleri
    Her biri insanlık çilesinden
    Bir haberdi sanki
    Bir an oldu
    Aralandı gözleri
    Sonsuzu kuşatan bakışları
    Süzdü ciğerparesi Fatıma'yı
    Süzdü tek tek çevresindeki
    Can dostlarını
    Kıpırdadı dudakları, dedi:
    -Ebu Bekir kıldırsın namazı
    Sonra daldı daldı uyandı
    Son defa aralandı
    Bakışları
    Yöneldi bir noktaya
    Karar kıldı bir noktada
    Ve dedi:
    -Merhaba ey refik-i ala!

    Olacak oldu
    Akıllar kamaştı
    Kalpler tutuştu
    Feryat ve figan gökleri tuttu
    Çekti kılıcını Faruk olan
    Sıçradı orta yere:
    -Kim derse ''O öldü'', öldürürüm!

    Ayrılık ateşinden
    Ateşin şiddetinden
    Sanki bendler çözülmüş
    Felekler çökmüştü
    Şuur tutuşmuş
    Akıl iflas etmişti.

    Sonra Sıddıyk olan
    Yetişti geldi
    Baktı baktı yatağında hareketsiz yatan sevgiliye
    Mağarada arkadaşına Hicrette yoldaşına
    Sonra baktı çevresine
    Mahşerden önce mahşer hali yaşayan
    Ashabına
    Aline
    Ebu Bekir dedi:
    -Ey nas, susun!
    Kim ki Resulullaha tapmaktadır
    Bilsin ki Resul ölmüştür
    Kim ki Allaha tapmaktadır
    Bilsin ki Allah ölmez
    Hayy ve Layemuttur

    Ey nas, susun!
    ''İnna Lillah ve inna ileyhi raciun''

    Sonra eğildi sevgilinin yüzüne
    Sürdü bulutlanmış gözlerini
    O güzellikler ülkesine
    Baktı baktı ve dedi:
    -Hayatında güzeldin
    Ölümünde güzelsin
    Öldün
    Bir daha ölmeyeceksin


    Erdem Bayazıt
     
    Cenan bunu beğendi.
  10. Cenan

    Cenan Gayretli Üye Üye

    Feryâd-ı gam âşıka sermayeyi candır,
    Aşk ehline bütün dünya feryâd-ü figandır.
    Derd ehline derman yine derdindedir amma
    Bi derd olanın bu âlemde hali yamandır

    Sami Savni Özer
     
  11. Cenan

    Cenan Gayretli Üye Üye

    Adı Aşk

    Cihanı hiçe satmaktır adı aşk
    Döküp varlığı gitmektir adı aşk

    Elinde sükkeri ayruğa sunup
    Ağuyu kendi yutmaktır adı aşk

    Belâ yağmur gibi gökten yağarsa
    Bâşını âna tutmaktır adı aşk

    Bu âlem sanki oddan bir denizdir
    Âna kendini atmaktır adı aşk

    Var Eşrefoğlu Rumî bil hakikat
    Vücûdu fâni etmektir adı aşk

    Eşrefoğlu Rumi

    Rabbim şefaatlerine nail eylesin.