Fıkralar...

'Muhabbet ve Mizah' forumunda Ebu Computer tarafından 17 Kas 2016 tarihinde açılan konu

  1. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    • Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular uzun sakallı üstü başı yırtık sıska bir adamı fark etmişler. Adamcağız sahilde oradan oraya koşuyor, çılgın gibi ellerini sallıyor, zıplıyor, bağırıp çağırıyormuş.

      Yolculardan biri sormuş:

      - Kim bu kaptan?

      - Bilmem... Her sene buradan geçeriz, her seferinde de bu manyak böyle kafayı üşütür...
     
    redyellow, salimabi ve Cenan bunu beğendi.
  2. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    • Oğlu kayseriliden para istiyor:

      "Baba 500 bin lira verirmisin"

      Kayserili:

      "400bin mi dedin? naapçan lan 300 bini 200 bin neyine yetmiyor al sana 100 bin yeter..."

      Kayserili çıkartıp 50 bin lira verir...

      Oğlu:

      "eheh.. baba bana zaten 50 bin lazımdı..."

      "Bak sen kerataya... demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni..."
     
    redyellow, salimabi ve Cenan bunu beğendi.
  3. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    • Kumaşçı Iki Yahudi

      Iki Yahudi arkadaş, piyasayı araştırmışlar ve o sene haki renkteki kumaşın moda olacağını öğrenmişlerdi. Bütün varlıklarını paraya çevirdiler. Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar.

      Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu ancak kimsenin bu kumaşlara talip olmadığı görüldü. Iki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi. Moiz ve Aron dertli dertli oturuyorlardı. Artık bıçağın kemiğe dayandığı bir gün kapı çalındı ve içeriye bir albay girdi: "Siz de dedi haki renkte kumaş var mı?"

      Kulaklarına inanamadılar.Hemen atıldılar: "Evet albayım var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaşları inceledi. "Çok beğendim", dedi. "Bu sene askerlere iki yüz bin, subaylara elli bin adet haki renkte elbise yaptıracağız. Ancak tabii ki benim tek başıma beğenmem yetmez. Generalimin de oluru lazım. Bana bir parça numune verin. Yarın öğlen 12'ye kadar telgraf çekersem iptal ederim. Eğer telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata başlayabilirsiniz." O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye düşündüler.

      Ertesi gün saat 11.00, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile postacıyı beklediler. Gelmesin diye dua ederek. 12'ye beş kala postacı sokağın köşesinden gözüktü. "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. Ancak postacı gelip kapılarını çaldı. Moiz, büyük bir kederle koltuğa çöktü. Aron da çaresiz kapıyı açtı. Postacının elinde bir telgraf vardı.

      Aron titreyen elleri ile telgrafi açtı, okudu ve sevinçle seslendi:

      "Müjde Moiz, baban ölmüş!.."
     
    ihvan, salimabi ve Cenan bunu beğendi.
  4. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    • Adamın biri yeni BMW siyle havalı havalı dolaşıyormuş. Kırmızı ışıkta durmuş. Bir kaç saniye sonra kamyon arkadan SHRANKKKKKK diye vurmuş. Adam dısarı çıkıp bakınca kamyondan Temel inmiş ve başlamış yalvarmaya :

      -Abi etme eyleme ben bu üç kuruş maaşla bu arabanın aynasını alamam beni bağışla. Sen büyüksün abi yaptık bi eşşeklik bağışla abi beni.

      Adam acımış Temel'e. Tam arabayı tamire gö türürken yine bir kırmızı ışıkta durmuş. Yine arkadan kamyon geçirmiş buna. Sinirli sinirli çıkmış adam tekrar. Bi bakmış yine Temel!

      Camdan bağırmış bizim Temel:

      -Benim abi ben, devam et!..
     
    salimabi ve Cenan bunu beğendi.
  5. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Dünya Genetik Projeler Yarışması yapılıyormuş. Tüm ülkelerden genetik profesörleri yarışmaya çalışmaları ile katılmış. İlk Fransız profesörün çalışmasının başına gelmişler. Jüri başkanı çalışmasının ne olduğunu sormuş.

    Fransiz profesör baslamis anlatmaya:

    -"Ben inek genleri ile tavuk genlerini birlestirdim, Ortaya çikan mahlukatin eti kirmizi et kadar lezzetli, beyaz et kadar saglikli oldu" demis..

    Ardindan diger çalismalari ülke ülke gezmeye baslamislar. Sira gelmis Türkiye'den bizim Rize'li profesöre,

    Jüri baskani:

    -"Sizin çalismaniz nedir?" diye sormus.

    Profesör anlatmis:

    -"Ben demis, karpuz genleri ile hamamböcegi genlerini birlestirdim!" Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş ve başkan Rize'li profesöre: -"Bu çalışma ne ise yaradı ?" diye sormuş.

    Rize'li profesör:

    -"Acayip işe yarıyor, karpuzu kesiyorsun, çekirdekleri kaçışıyor!
     
    salimabi ve Cenan bunu beğendi.
  6. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Temel bir binanın önünde durmuş, arkadaşları da çatıya çıkmış. Temel aşağıdan arkadaşlarına,

    "Ula sen iki kolunu yana aç aşağı öyle atla'' demiş. Birincisi atlamış gümm.

    -İkinciye "Sen sadece sağ kolunu yana aç, öyle atla" demiş.İkinci de atlamış gümmm.

    -Üçüncüye "Sen iki kolunu yanına yapıştır öyle atla" demiş. O da gümmm.

    Yoldan geçen bir adamın dikkatini çekmiş sormuş,

    -Kardeşim siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına demiş.

    Temel cevap vermiş,

    -Tetris oynayruz.
     
    salimabi bunu beğendi.
  7. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Küçük Temel'e sormuşlar:

    - 1881'de ne oldi?

    - Atatürk togdi.

    - Peçi, 1884'te ne oldi?

    - Atatürk üç yaşına basti.
     
    salimabi bunu beğendi.
  8. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Coca Cola'nın pazarlama temsilcilerinden biri Orta doğuda ki görevinden büyük bir hayal kırıklığıyla dönmüş.. Bir arkadaşı ona sormuş:

    "Sence Araplar üzerinde niye başarılı olamadınız?"

    "Beni Orta doğuya ilk gönderdiklerinde kendime çok güveniyordum, bir tek sorun vardi o da Arapça bilmememdi.. O yüzden onlara vermek
    istediğim mesajı yan yana 3 poster halinde düzenledim..

    1. posterde kızgın bir çölde kumların üstünde sürünen, susuzluktan kavrulmuş bir adam...

    2. posterde adam yerde bulduğu Coca Cola alıp içiyor..

    3. posterde ise adam diriliyor ayağa kalkıyor ve cap canlı oluveriyor.."

    "Eee bu harika bir reklam, niye işe yaramadı ?"

    "Arapların sağdan sola doğru okuduklarını bilmiyordum ki!..."
     
    salimabi bunu beğendi.
  9. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Biri Adanalı, diğeri Kayserili iki çiftçi sohbet ederken tabi haliyle zenginlikleriyle övünecekler.

    Adanalı: "Bizim orada sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya çiftliğin bir ucundan, akşam oluyor biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoruz"

    Kayserili de hazır cevapmış:

    "Bizim de vardı öyle bir arabamız, geçenlerde satıp yeni modelini aldık."
     
    ihvan ve salimabi bunu beğendi.
  10. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    2015 Dünya Feministler Kongresinde, kadınların eşitlik konusunda ısrarcı olmaları karara bağlanmış. Hepsi ülkelerine dönmüşler. 2016 kongresinde, gelişmeler tartışılmış. Amerikan Delegesi Hanımefendi kürsüye gelmiş:

    -Geçen yılın kararlarını aynen uyguladım. Eve gider gitmez kocama:"Bundan sonra temiz çamaşır istersen kendi çamaşırını kendin yıka.
    İşte makine orada." dedim. İlk gün bir şey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim.. Üçüncü gün bir baktım, makinenin başında sadece kendi
    çamaşırlarını değil, benimkileri de yıkıyor.'

    Alman Delegesi söz almış, arkadaşından...

    -Ben de kararımız gereğince kocama "Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan kendi bulaşığını kendin yıka" dedim. Birinci gün bir şey
    görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Üçüncü gün baktım, makinenin başında sadece kendininkileri değil, benim bulaşıklarımı da yıkıyor.'

    Üçüncü konuşmacı bizden feminist kardeşimiz:

    -Türkiye'ye döner dönmez kararımız gereğince kocamla konuştum. Ona dedim ki "Bundan böyle yemek yemek istiyorsan, kendin pişirmen gerekecek. İşte mutfak orada."

    Birinci gün bir şey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Üçüncü gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu, hafiften görmeye başladım.
     
    salimabi bunu beğendi.
  11. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Anadolu da kasabanın birine yeni tayin olan genç bir imam, kızın birini görmüş çok sevmiş imamda genç yakışıklı bir çocukmuş kızda onu sevmiş ...neyse imam kızla evlenmek istemiş kasabanın ileri gelenlerine konuyu açmış.

    İnsanlar yahu imam efendi o kızın babası solcudur imama kız vermez dedilerse de dinletememişler...

    Neyse bizim oğlan çikolata çiçek , takım elbise gitmiş kızın evine...üç beş sohbet sonra çocuk konuya girmiş,

    - " Allah'ın emri peygamberimizin kavliyle kızınızı istiyorum".

    Baba hiddetle "Benim imama verecek kızım yok'' demiş...

    İmam üzgün üzgün evine gitmiş sabah ezanı minareye çıkmış ... Mikrofona uzanmış ...tık tık deneme ;

    " Bu sabah ezanını sevip de kavuşamayanlar için okuyorum.''
     
    salimabi bunu beğendi.
  12. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Adam doktora gitmişti. Muayeneden sonra doktor :

    -Sana suppozituvar yazıyorum. Akşamları uygularsın. Adam eve geldikten sonra karısına sorar.

    -Suppozituvar ne demek?

    -Ben nerden bileyim aç telefonu doktora sor.

    Adam doktora telefonda suppozituvarın nasıl kullanılacağını sorar. Doktor yanıtlar.

    -Rektal yoldan kullanacaksın.Ve telefonu kapatır. Adam karısına döner ve :

    -Rektal yol ne demek?

    -Ayol delimisin ben nereden bileyim doktora sorsana.

    Adam bu sefer de rektal yoldan kullanmak nedir diye sorar. Doktor yanıtlar.

    -Anal yoldan uygulayacaksın. Adam yine anlamamıştır. Tekrar sorar :

    -Anal yol nedir? Doktor tekrar yanıtlar.

    -Kıçına sok kardeşim. Ve telefonu kapatır. Adamın yüzü buruştuğu için karısı sorar..

    -Doktor ne dedi?

    -Valla adamın ne dediğini anlamadım ama çok kızdı sanırım. İlacı kıçına sok dedi.
     
    salimabi bunu beğendi.
  13. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Temel Londra'ya uçakla seyahat ediyormuş. Uçakta her şey normal iken birden pilotun sesi duyulmuş:

    "Sayın yolcular, uçağımızdaki 4 motordan bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş yapabiliriz"

    Neyse rahatlar herkes. 15 dakika sonra bir anons daha:

    "Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız"

    Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons daha gelir:

    "Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size garanti ediyoruz"

    Herkes ohh çeker rahatlar. Temel ise panik içinde:

    "Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz"
     
    salimabi bunu beğendi.
  14. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Postanede çalışan memurlar yılbaşı günü Noel Babaya yazılmış bir mektuba rastlarlar. Tabii Noel Baba diye birisi olmadığı için mektubu
    kendileri açıp okurlar. Mektupta şöyle yazıyordur.

    "Sevgili Noel Baba. Ben 10 yaşında bir çocuğum. Hiç kimsem yok. Yetimhanede kalıyorum. Diğer arkadaşlarıma birçok hediye geldi ama bana
    hiç hediye getiren olmadı. Senden üç şey istiyorum. Bana bir kalem, bir kalem kutusu, bir de ayakkabı gönderirsen çok sevinirim"

    Memurlar mektubu okuyunca çocuğa çok acırlar. Kimsesiz çocuğu mutlu etmek ve noel babaya olan inancını sarsmamak için kendi aralarında para toplayıp hediyeleri kendileri almaya karar verirler. Kalem ve ayakkabıyı alırlar, para yetmediği için kalem kutusunu alamazlar. Aldıkları hediyeleri gönderdikten günler sonra çocuktan teşekkür mektubu gelir. Mektup şöyledir:

    "Sevgili Noel Baba, gönderdiğin hediyeleri aldım. Beni çok memnun ettin.Gönderdiğin hediyelerden birisi gelmemiş. Onu da herhalde postanedeki şerefsizler almıştır."
     
    salimabi bunu beğendi.
  15. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Avukat, müvekkiline telgraf çekti:

    - "Başınız sağ olsun. karınızın gömülmesini mi, mumyalanmasınımı, yoksa yakılmasını mı sağlayalım?"

    Ertesi gün cevap geldi:

    - "Emin olmak isterim. Her üçü de yapılsın."
     
    salimabi bunu beğendi.
  16. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    - Hey dostum iyi haberlerini aldım, evlenmişsin!

    - Evet bu 4. oldu

    - Önceki üçüne ne oldu peki?

    - Üçü de öldü..

    - Yapma ya.. çok üzüldüm.. nasıl oldu peki?

    - İlk karım yediği mantarlardan zehirlenerek öldü

    - Bu korkunç bir şey. Peki ya ikincisi?

    - O da mantar zehirlenmesinden öldü

    - Ne kaderin varmış senin... Ya üçüncüsü? Yoksa o da mı...

    - Hayır hayır.. O boynu kırılarak öldü

    - Anlıyorum.. Kazaydı yani.

    - Hayır... Mantarları yemedi....
     
    salimabi bunu beğendi.
  17. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken nehirde yıkanan genç ve çok güzel bir kadın görürler. Oğul sorar:

    - Ne dersin baba, yiyelim mi onu?

    Baba bir an düşündükten sonra:

    - Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz!
     
    ihvan ve salimabi bunu beğendi.
  18. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Las vegas'ta harika otellerden birinin gece kulübünde sihirbaz nefis bir gösteri yapmış. Arka sırada oturan bir bey bağırarak sihirbaza o numarayı nasıl yaptığını sormuş.

    - ''Söyleyemem!" demiş sihirbaz, " Öğrenirseniz sizi öldürmek zorunda kalırım!..

    Kısa bir duraklamadan sonra

    - ''Tamam.." demiş adam, "O zaman karıma söyleyin!"
     
    salimabi bunu beğendi.
  19. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Bir adam sabah yürürken ilginç bir cenaze kafilesi fark eder. Önde giden köpekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir başka tabut ve tek sıra olmuş yaklaşık 200 adam. Tuhafına gider. Kafilenin başındaki adam kuşkusuz cenazenin sahibidir, yanına yaklaşır ve sorar;

    - "Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?" Adam yanıtlar:

    - "Öndeki karım arkadaki de kayın validem."

    - "Vah vah başınız sağ olsun. Nasıl oldu?"

    - "Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayın validemde karıma yardıma gelmiş, onu da öldürmüş."

    Adam biraz düşündükten sonra sorar;

    - "Beyefendi köpeğinizi ödünç alabilir miyim?"

    - "Sıraya geç"
     
    salimabi bunu beğendi.
  20. Ebu Computer

    Ebu Computer Kıdemli Üye Üye

    Maho ağa, dağ, bayır gezerken bastığı yere dikkat etmez ve uçurumdan yuvarlanmaya başlar. Çizgi filmlerdeki gibi, uçurumun yarısında bir
    ağaçparçasına zor tutunur. Kendine gelince var gücü ile seslenir;

    - Ula yoharida kimse yoh miiiii?.....

    Sadece sesi yankılanmaktadır. Aradan biraz zaman geçer. Bir gayret daha;

    - Ula yoharida kimse yoh miiiii?....

    Hiç ses soluk yoktur. Epey zaman geçer. Hava kararmaya, tutunduğu dal çatırdamaya başlamıştır. Zaten kolunda da mecal kalmamıştır. Son bir gayretle ve bağırmaktan kısılmış olan sesi ile:

    - Ula, ula yoharida kimse yoh miiii?.....

    Derken, nereden geldiği belli olmayan, içinden mi, dışından mı bir ses duyar;

    - Ben varım!...

    Gözleri parlamış ve azıcık can gelmiştir Maho ağaya;

    - Ula sen kimsin?

    - Ben seni yaratan Allah'ınım.

    - Bana bir çare Allahım ne olur.

    Allah;

    - Saatlerdir orada sabırla ve isyan etmeden bekledin ey kulum. Bu sabrının mükafatı olarak senin bütün günahlarını affettim. Bırak
    elini ve gel cennetime...!

    Maho ağa azıcık düşünür;

    - Ula başka kimse yohmiiiiiii?...
     
    salimabi bunu beğendi.